Müzik dinlemeyi severim. Hem de çok severim. Anadolu’da yaşamak zaten ekinde, biçimde, iş yerinde, okulda, sokakta hayatın her alanında şarkıyla-türküyle yetiştirdi beni. Dünyanın bir çok kültürünün birleştiği, değiştiği, birbirine karıştığı bu bahtsız coğrafyada yaşamanın getirdiği en güzel şey belki de müziktir, kim bilir? Müzik üzerine kitaplar dolusu yazmak isterim kuşkusuz. Bıktırana kadar yazmak, mutluluktan gark olmak da isterim, hüzünlenmek ve kahrolmak da… Uzun mesele…

Kendimi bildim bileli müzikle iç içe oldum. Anadolu ve Mezopotamya ezgilerinden, Batı müziğinin envayi çeşit türünü hâlâ dinlemekteyim. Birbiriyle öyle alakasız müzikler dinlerim ki… Türk Sanat Müziğinden Gowendlere, Trip-Hop’tan Klasik Batı Müziğine, Türkülerden Chillout’a, Rocktan Lounge’a… Aşırı seçiciyim, bir o kadar da hayatın tüm ezgilerini yüreğimde damıtmak istiyorum.

Trip-Hop türünde müzikler dinlemeye başladığım dönemde Zero 7 ile tanışmıştım. Simple Things albümlerindeki o tatlı sesin sahibi Sia ile tanışmam da o dönemlerde olmuştu. Ecnebilerin Singer-Songwriter dedikleri tanımlamanın kraliçesi olan bu kadını daha yakından takip etmeye başladım. Özellikle bu sene yayımladığı 1000 Forms of Fear albümünün ilk parçası olan Chandelier, yine Sia‘nın yaptığı başarılı işlerden biriydi. Fakat bu şarkı için yapılan ve dolaşıma sokulan Daniel Askill‘in yönettiği klibini izledikten sonra şarkının acıklı hikâyesi öğrendim ve uygarlığımızın küçücük bir parçasından geneline açılan bir kapıdan içeri girdim.

İnsanlığımdan ürktüm. İnsanlıktan ürktüm.

İnsanın yaratıcılığındaki muazzamlık beni ürküttü. Belki içinizden bula bula bu klipten mi bunu çıkardın diyeceksiniz… Sanat insanın tüm doğada tek ayırt edici özelliği sanırım. Her tını, ses, yapı, eser bir şekilde bir yerimize dokunuyor. Bu klibin kafamda çaktığı şimşekler ve duyduğum haz beni gerçekten heyecanlandırdı. Evet birçok sanat eserinden biri olan bu klip-şarkı birçok eserde olduğu gibi bazı duyularıma dokundu ve yaşamımı besledi.

İnsanın yaratıcılığındaki muazzamlık, 7 Sanatı‘nda bence mükemmel bir uyumla birleştiren bu klipte tekrar ortaya çıkıyor. Maddie Ziegler‘ın mimiklerinde, jestlerinde, dansında zuhur eden tüm anlamlar hepimizin yaşamının özeti aslında. Klibin sinematografisi, iç mekan tasarımı, dansı hepsi 21. yüz yıldan bir sürü kod barındırıyor. Hayranlıkla izledim. Aslında kısıtlı birikimimle de olsa bu klibin bende çağrıştırdığı anlamları yazabilsem ve disiplinler arası değerlendirmeleri yapabilseydim. Ama her şeyin fazlaca “irdelendiği” bu dönemde en iyisi haddimi bilip susmak ve klibi paylaşmak. Şarkı da klip de on numara beş yıldız.

Kategoriler: Kültür & Sanat

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir