Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin (Gıda Güvenliği Hareketi) Türkiye’deki ambalajlı su markalarının kullanıma sunduğu suların ne kadar sağlıksız olduğunu ulusal ve uluslararası kurumların gıda standartları ve analizlerinden yararlanarak ortaya çıkardığı raporla ortaya koydu.

Gıda Güvenliği Hareketi’nin beş yıl önce hazırladığı su raporu geçtiğimiz günlerde 14’ncü kez güncellendi. Raporda, su markası, kaynağın bulunduğu şehir, suda asla olmaması gereken biyolojik, kimyasal, radyolojik değerler ile su da mutlaka olması beklenen mineral değerleri ve suyun PH’ını gösteren bölümler tek tek işlenmiş durumda ve çarpıcı bilgiler var.

Raporu incelemek ve indirmek için görselin üzerine tıklayınız.

Araştırmayı incelediğimizde kamuoyu tarafından bilinen su markalarında çokça suyu kirletici maddelerin olduğu ilk etapta göze çarpıyor. Tüketilen sularda bitki ilacı artıkları, radyasyon yayabilen doğam madenler, fabrika atıkları, böcek ilaçları gibi insana ciddi zarar veren maddeler var.

Rapora göre, su markalarının büyük çoğunluğu ulusal ya da uluslararası standartlara uymamakta. Tespit edilen bulgulara göre tam 107 su markası, ulusal ya da uluslararası standartlardan bir veya birkaçına bile uygun değil. Gıda Sağlığı Hareketi’nin elde ettiği verilere göre, su markalarında yaklaşık olarak 30 çeşit kimyasal kirleticiye rastlanmış durumda.

Sulardaki analizlerinde birçok parametrenin ne ifade ettiği tüketiciler tarafından pek bilinmiyor. Örneğin suda siyanür veya arsenik olması veya olmaması ne anlama gelir? Rapora göre piyasadaki sularda akrilamid, alüminyum, antimon,demir, civa, kurşun, krom, nikel, baryum, benzen, borat, bromat, fosfat, amonyum, nitrit gibi maddeler var. Bu maddelerin zararı ve su içinde ne kadar oranda bulunup bulunmaması konusunda da yurttaşların bilgisi çok zayıf.

Ambalajlı Su Üreticeleri Derneği’nin (SUDER) araştırmalarına göre Türkiye’de 2015 verilerine göre 11 Milyar Litre su tüketiliyor. Su tüketimimizin artması ve ambalajlı sularda insana ciddi zararlar verecek kirletici maddelerin bulunması, halk sağlığı açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor.

TSE’nin temel aldığı standart uluslararası standardın gerisinde

Türkiye sınırları içinde üretilen her türlü madde ve mamüller ile usul ve hizmet standardlarını yapmak amacıyla kurulmuş olan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na bağlı Türk Standardları Enstitüsü (TSE) su standartlarını belirliyor. Gıda Güvenliği Hareketi ise TSE standartlarının ve ilgili yönetmeliklerin yetersiz olduğunu ve TSE’nin içtiğimiz suda insana zarar verecek oranda kimyasal ve zararlı maddelerin oranına izin verdiğini iddia ediyor.

Hareket, uluslararası standartlara göre suların incelenmesi ve raporlanmasından yana. Özellikle Dünya Sağlık Örgütü ve Birleşik Devletler Çevre Koruma Ajansı EPA standartları da gözetilmiş. Suda olmaması gereken maddelerin ulusal ve uluslararası mevzuat sınır değerlendirmelerine göre bir tablo çıkarılmış. Ambalajlı su markalarına ait ayrıntılı kimyasal analiz raporlarından hareketle oluşturulan tablodaki asıl amaç, suların rutin olarak yapılan testlerle kimyasal kirliliğe maruz kalıp kalmadığının ön plana çıkarılmış. Sularda olması gereken mineraller ile eser elementler ve olmaması gereken ağır metaller ile diğer kimyasal zehirli bileşikler, kanserojen maddeler tespit edilerek sınıflandırılmış. Dokuz aylık süreçte ulusal ve uluslararası kuruluşların sağladığı su standartları ayrı ayrı tespit edilerek tablonun esası oluşturulmuş ve puanlamaya geçilmiş.

Gıda Güvenliği Hareketi 2 Şubat’ta web sitesinde yayınladığı açıklamada şu soruyu sordu: “Bürokrasi ve vatandaşların kendisine sorması gereken en temel sorunun cıva, siyanür, arsenik, alüminyum gibi toksik maddeler içeren buna rağmen mineral bile ihtiva etmeyen suları sırf ambalajlı diye içmek ister misiniz, çocuğunuza, gebe eşinize, hastanıza içirmek ister misiniz? Evet, ise sorun yok. Hayır, ise duyarlı olmaya mecburuz.”

Rapor sonucu oluşturulan tabloda, ‘Doğal Mineralli Kaynak Suyu’nda 82,73 puanla Buzdağı, ‘Doğal Kaynak Suyu’nda 62,80 puanla Fuska, ‘İçme Suyu’nda ise 4,22 puanla Erpınar markası birinci sırada yer alıyor. Gıda Güvenliği Hareketi’nin ayrıca “Firmalar kapsamlı analizler yaptırıp paylaşırsa, belki daha kaliteli ve daha temiz kaynaklarından da haberdar olabileceğiz. Bunun için de firmaları duyarlı olmaya ve verilerini paylaşmaya davet ediyoruz.” diye ekliyor.

Raporun oluşturulma sürecinde hangi engellerle karşılaşıldı?

Gıda Güvenliği Hareketi üyeleri, su firmalarının ürünlerini temin edip biyolojik, kimyasal ve radyoaktif kirlilik açısından kendi analizlerimizi  yaptırmak istediğinde şehir ve şebeke suları hariç pazarlanan diğer suların tümünün tam analizinin yapılması durumunda 1.3 Milyon TL civarında bir maliyetle karşılaşmışlar. Bu yüzden su firmalarından ve kamu kurumlarından destek almak istemişler.

Gıda Güvenliği Hareketi üyeleri, tüm bu maliyeti karşılayamayacaklarını belirterek, Sağlık Bakanlığı’ndan uluslararası standartlarda ücretsiz su analizi talep etmişler lakin red cevabı almışlar. Bu durumda tek kaynak olarak bakanlığın mevzuat gereği yaptığı periyodik analiz raporları kalmış. Edinebildiklerini tasnif edip internet üzerinden eksik kalan raporlara ulaşmak istemişler, fakat çoğu firmanın internet sitesinde analiz raporunun olmadığını görmüşler. Telefonla ya da e-posta yoluyla bu raporlara ulaşmak istediklerinde, firmaların önemli bir bölümü raporlarını paylaşmamış. Raporlar talep edildiğinde ise firma yetkililerinden nezaketsiz hatta tehdit içerikli cevaplar almışlar. Satış noktalarında da su analiz raporları alınamamış. Sağlık İl Müdürlükleri’nin sitelerinde bazı firmaların analiz belgelerini olmasına rağmen, belgelerde büyük eksiklik olduğunu söyleyen hareket üyeleri Sağlık Bakanlığı’na bilgi edinme hakkı ile müracaatında bulunduğunda ise ‘ticari sır’ neden gösterilerek bilgi edinememişler.

Sonuç olarak, içtiğiniz su ile ilgili verileri ancak, eğer internet ortamında yayınlandıysa, iyi bir internet okur-yazarlığı, belirli bir düzeyde kod bilgisi, belirli yazılımları kullanabilme becerisi, veri kazıma faaliyeti ve en önemlisi iyi organize olmuş çok sayıdaki insan gücü ile elde edebiliyorsunuz.


Bu içerik ilk olarak dokuz8Haber‘de yayınlanmıştır.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir