Acınımızın ve öfkemizin dinmediği bir yılı daha da geride bırakıyoruz. 33 aydın ve yazarımızla birlikte 2’de otel emekçisinin katledildiği kara gün 2 Temmuz’da, ülkemizin gülen yüzleri yaşananların hesabını sormak için yeniden alanları dolduracak, katliamın sorumlu sorumlularını teşhir edecek ve gericiliğin bir toplumu nasıl ayrıştırdığını anlatacak.

Başından beri karanlık güçler, kendinden olmayan herkesi sindirmek için tüm şiddet yöntemlerini kullandı. Çok kültürlü toplumumuzu birbirine düşman etmek için elinden geleni yaptı. Aynı topraktan yiyen, aynı gökyüzünden soluyan Anadolu halklarına hakim inanç ve ideolojiyi dayattı  ve kendisinden olmayanlara karşı katliamlar düzenledi. Sivas bunlardan sadece birisiydi ve belki de en vahşi olanıydı.

İnanç ve kültürlere saldıran bu karanlık güçler, Alevi toplumunun haklarını ve taleplerini kabul etmediği gibi, onları kendi topraklarında 2 Temmuz’da olduğu gibi kışkırtma ve katliamlara başvurarak halkların birbirine düşmesini sağladı. Emekçi kesimlerin, günlük ve sınıfsal sorunlarını unutmasını isteyen, halklar arasında yapay sorunlar ve düşmanlıklar üreten bu siyasal atmosfer, insanların yakılarak öldürülmesinden memnun dahi olmuştur.

Bir kültür-sanat şenliğinden katliama dönüşen tarih: 2 Temmuz

1978’den beri geleneksel olarak yapılan Banaz Pir Sultan Abdal Şenliği için 1993’de Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, dönemin tüm ilerici demokratik unsurlarına ve Alevi örgütlerine bir çağrıda bulunarak organizasyonu merkezleştirmeyi ve bu şenlikte herkesin emeğinin geçmesini istemişti.

Bu sırada gerici topluluklar tarafından, barışçıl ve kültürel bir şenlik, 6-7 Eylül Katliamı ve Çorum-Maraş Katliamı’nda olduğu gibi provoke edildi. Gazete ilanları ve elden ele dağıtılan bildirilerle Sivas’taki gericiler harekete geçirildi. Şeriatçı kesimler “Müslüman Kamuoyuna” başlıklı ve altında “Müslümanlar” imzası olan ayrımcı ve mezhepçi bildiriler dağıttı. Bu bildiride şöyle yazmaktaydı: “Aziz Nesin köpeği, yanında kendisiyle beraber bir ekiple birlikte, şehrimiz valisi tarafından davet edilip, şehirde adeta Müslümanlarla alay edercesine gezebilmektedir. Kâfirler şunu iyi bilmeli ki: İslâmın Peygamberi’ni ve kitabın izzetini korumak için, bu uğurda verilecek canlarımız vardır.
Gün, Müslümanlığımızın gereğini yerine getirme günüdür.”

Güvenlik güçleriyle halkı karşı karşıya getirmeyin(!)

Katliam adım adım örülmüştür. Bu bildiri ve söylemlerle galeyana getirilen topluluklar 2 Temmuz 1993’te öncelikle şenliğin yapılacağı kültür merkezine gitmiş, orada öldürecek insan bulamayınca yazarların, sanatçıların kaldığı Madımak Otel’ine yönelmişti. Burada saatlerce ayrımcı ve gerici sloganlar atan topluluk otelin çevresinde arabaları ateşe vermişti. İş çığırından çıkmasına rağmen kolluk kuvvetleri hiçbir şey yapmadan bekliyorlardı. Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel yaptığı açıklamada şöyle diyordu: “Güvenlik Güçleriyle Halkı Karşı Karşıya Getirmeyin”

Bir ülkenin cumhurbaşkanı katliamın engellenmesine karşı olmuş ve kolluk kuvvetlerinin bu katliama karşı katilleri durdurması engellenmiştir.

Önünde hiçbir engel olmayan gerici topluluk oteli ateşe vererek içerisinde gencinden yaşlısına, Anadolu kültürüyle birikmiş aydınlarını ve sanatçılarını diri diri yakarak bi vahşet işlemişlerdir. Otele sığınmış olan aydınlardan, aralarında Asım Bezirci, Nesimi Çimen,Muhlis Akarsu, Metin Altıok ve Hasret Gültekin‘in de bulunduğu 37 kişi yanarak ve dumandan boğularak yaşamını yitirdi. Aralarında Aziz Nesin’in de bulunduğu 51 kişi ise olaylardan kendi olanaklarıyla, ağır yaralarla kurtuldu. Dönemin iktidar ortaklarından olan ve Alevi oylarının büyük çoğunluğunu alan SHP katliamdan önce ve sırasında hiçbir şey yapmadığını da not düşelim. Katliam anına seyirci kalınarak ve hiçbir önlem alınmayrak katliam görmezden gelinmiştir. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller yaptığı açıklamada: “Oteli saran vatandaşlarımıza bir şey olmamıştır” demiştir.

Sivas’ın ışığı sönmeyecek

Türkülerin yanmadığını ve Sivas’ın ışığının sönmediğini bir kez daha görüyoruz. Emekten, barıştan, insanlıktan yana olanlar katledilen hiçbir dostunu unutmayacak.

* Küçük İskender’in bir şiirinden mısralar

Kategoriler: Notlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir