RTÜK’ün Spotify hamlesi podcast’lere yönelik bir sansür girişimi mi?

Gonca Tokyol & Mehmet Şafak Sarı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK), geçen yıl yürürlüğe giren yönetmelik kapsamında, henüz lisans başvurusu yapmayan dört yayın kuruluşuna Pazartesi günü ihbarname göndermesi, Spotify’ın da bu yayıncılar arasında yer alması sebebiyle hafta başından bu yana Türkiye gündeminde büyük yer kapladı.

Dünya genelinde yaklaşık 300 milyon kullanıcısı ve 138 milyondan fazla abonesi olan Spotify’a lisans başvurusunda bulunması için 72 saat süre tanınması, aksi takdirde platforma Türkiye’den erişimin engellenmesi ihtimalini ortaya çıkarırken; bir diğer taraftan da Spotify’ın lisans başvurusu yaparak RTÜK denetimine girmesinin platformdaki içerikler açısından neler doğurabileceği de tartışma konusu oldu.

Tartışmanın odağında ise podcast’ler var!

“Platform üzerinden paylaşılan siyasi nitelikli podcastler zapturapt altına alınmaya çalışılıyor”

Eski RTÜK üyesi ve kendi ifadelendirmesiyle ‘medya ombudsmanı’ gazeteci Faruk Bildirici, lisans talebinin doğrudan Spotify bünyesindeki podcastlere yönelik olduğuna inanıyor. Muhalefet milletvekilleri ve Twitter’ı aktif olarak kullanan gazeteciler arasında da Bildirici gibi düşünen birçok isim var.

“İktidar topyekün denetleyemediği, kontrolü dışındaki alanlara yönelik bir çaba içerisinde. RTÜK’ün son dönemde verdiği cezalar daha çok düşünce polisliği cezaları. Eğer şiddete yönelik değilse, ayrımcılık yapılmıyorsa herkes düşüncesini özgürce ifade etmeli ama şu anki TV düzeni böyle değil” diyen Bildirici, mevcut düzeni yaratan siyasi iktidar anlayışının şimdi de Spotify ve diğer dijital platformlara yansıdığı görüşünü dile getiriyor.

İnternet hukuku alanında uzman olan Bilgi Üniversitesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Yaman Akdeniz de RTÜK’ün Spotify adımının tek açıklamasının “platform üzerinden paylaşılan siyasi nitelikli podcastlerin zapturapt altına alınmaya çalışılması” olduğuna inanıyor. Akdeniz’e göre amaç “Can Dündar’ın ve benzer yayınların bu platformlar üzerinden dinlenmesini engellemek.”

Türkiye’de Spotify ve Apple Podcast üzerinden en çok dinlenen podcastlere bakıldığında haber türündeki içeriklerin öne çıktığını söylemek mümkün değil.

Apple Podcast’in Türkiye genelinde en çok dinlenen podcastler sıralamasında ilk 30’a girebilen tek Türkçe haber içeriği 19. sırayla Medyascope. Spotify’ın en çok dinlenen podcastleri sıralamasında ilk otuza da sadece Nevşin Mengü’nün haftalık olarak hazırlayıp sunduğu Trend Topic (26. sıra) girebilmiş. Ancak haber podcastleri sıralamasına baktığımızda alternatif ya da muhalif olarak nitelendirilebilecek gazetecilerin üretimleri listeyi domine ediyor.

RTÜK’ün resmi sitesinden 12 Ekim 2020’de yaptığı duyuruda lisans başvurusu için ihtarda bulunduğu web siteleri.

Faruk Bildirici: Sırada YouTube var, belki birkaç ay içerisinde uyarılmayan kalmayacak

RTÜK’ün hamlelerinin Spotify’la sınırlı kalmayacağı, ‘istisnasız bütün dijital platformların ve yayınların denetleneceğini’ savunan Bildirici ise sırada YouTube’un olduğu yorumunda bulunuyor:

“Henüz uyarıda bulunulmamış kurumların bulunması, bundan sonra o kurumlara uyarı gelmeyecek anlamına gelmiyor. Kendilerine göre mutlaka bir sıralama yapmışlar ve bu sıralamayı sürdürüyorlar. Önem sıralaması mıdır yoksa kamuoyundan çok ciddi tepki çekmeden ‘yavaş yavaş gidelim mi’ diyorlar bilmiyoruz. Ama şunu biliyoruz, belki birkaç ay içerisinde bu sözünü ettiğimiz yayın kuruluşlarının uyarılmayanı kalmayacak. Kurumlar lisans için başvurmak zorunda kalacak, başvurmayanlar için de erişim engellemeleri gelecek.”

Radyo ve televizyonların internet ortamında yayın yapıp yapmadığını anlamak için yasadaki tek ifadenin ‘özgülenmiş’ olması olduğunu belirten ve “Özgülenmenin ne olduğu konusunda yönetmelikte de, yasada da açık bir ifade yok. Radyo ve TV’de 24 saat düzenli bir yayın akışı olur. Özgü yayıncılık bu olsa gerek” diyen Bildirici, atılan adımın ‘özgülenmiş yayın olmaması ve yayın akışı bulunmaması sebebiyle yasaya aykırı olduğunu’ savunsa da, kendisinden sonra CHP’den kontenjanından RTÜK üyesi olan Okan Konuralp tam olarak aynı fikirde değil.

“Tek başına ‘düne kadar böyle bir şey yoktu da şimdi mi akıllarına geldi’ diye kamuoyuna yansıtılacak bir şey değil”

“Burada Spotify meselesini de aşan bir denetleme histerisinin, denetim altına tutma arzusu olduğuna dair bir tereddüt yok. Ama bu tek başına ‘düne kadar böyle bir şey yoktu da şimdi mi akıllarına geldi’ diye kamuoyuna yansıtılacak bir şey değil” diyen Konuralp, her ne kadar “ne yazık ki” notunu düşse de RTÜK’ün mevcut hukuksal yapı ve bu yapıya atfen çıkartılmış yönetmelikler kapsamında Spotify ve benzeri platformları lisans almaya zorlama hakkı olduğu yorumunu yapıyor:

“Her şeyi bir neden ve bir yolla, -tehdit oluştursun ya da oluşturmasın kontrol altına alma egosu, hükümeti ya da merkezi iktidarı bu alanlarda da müdahale etmek zorunda bırakıyor. Her şeyin kontrolleri altında olmasını istiyorlar. İşe yarıyor mu yaramıyor ama olacak diyorlar çünkü başka algoritmaları kalmadı. Buna sansür diyebiliriz ama öncelikle bunun kanunda yeri olduğunu, RTÜK’ün yetki kapsamına girdiğini de söylemek lazım.”

Uzun dönem Hürriyet gazetesinde çalışmasının ardından bir süre CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun basın danışmanlığını da yapan Konuralp’in verdiği bilgiye göre, RTÜK’ün Pazartesi günü yayınladığı listedeki kuruluşlar arasında yer alan FoxPlay, açıklama sonrasında kısa bir süre içinde başvurusunu yapmış.

FoxPlay’in ismi, RTÜK’ün resmi internet sitesinden yapılan açıklamadaki ‘İnternet Ortamından Yayın Lisansı Almadan Yayın Hizmeti Yapıldığı Tespit Edilen URL Adresleri’ listesinde artık yer almıyor. Sabah gazetesinin “lisans alacak ve Türkiye’de temsilcilik açacak” haberine rağmen Spotify’ın adı ise hala listede.

“İktidarda henüz emekleme aşamasında bile olmayan bir formata bu kadar pro-aktif müdahale edecek bir bilinç yok”

Peki ya podcast üreticileri bu konuda ne düşünüyor?

Dündem podcast’in üreticisi akademisyen Orhan Şener, Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü konusundaki sıkıntıları kabul etse de “Spotify yasağının muhalif seslerin podcast yayınlarını susturmak için getirildiği argümanının haklılığından emin olmadığını” söylüyor.

“İktidar diğer dijital mecralarda olduğu gibi olabildiğince sıkı denetim altına alma, böylelikle vergi ve diğer meselelerde ortaya çıkabilecek anlaşmazlıklarda elinde güçlü bir koz tutma amacı taşıyor gibi” diyen Şener’in dikkat çektiği bir nokta da podcast’in Türkiye’deki ‘yaygınlığı’.

Podcast’in Türkiye’de henüz ‘çok çok küçük bir kitleye’ eriştiğini kaydeden Şener, “İktidarda henüz emekleme aşamasında bile olmayan bir formata bu kadar pro-aktif müdahale edecek bir bilincin var olduğunu zannetmiyorum” yorumunda bulunuyor.

Infinite Dial’ın 2020 raporuna göre, ABD nüfusunun (155 milyon) yüzde 55’i hayatında en az bir kez podcast dinlemiş. Nielsen’in 2018’in ilk çeyreğindeki raporuna göre ise 16 milyon ABD’li kendilerini ‘doyumsuz birer podcast hayranı’ olarak nitelendiriyor. Türkiye’deki podcast dinleme oranlarına dair net bir araştırma ve veri bulunmasa da, uzmanlar ülkedeki aktif podcast dinleyicilerinin sayısının 200 binin altında olduğunu düşünüyor.

“Spesifik olarak podcast’e yönelik bir durum değil, bir platforma özgü bir hareket”

Türkiye’nin ilk kreatif podcast ajansı Podfresh’in kurucuları Uraz Kaspar ve İlkan Akgül de RTÜK’ün Spotify kararını ‘podcastlere sansür’ üzerinden okumak konusunda çekinceli.

Spotify’ın podcast yayıncılığı konusunda görece yeni bir aktör olduğuna dikkat çeken Kaspar, “İnsanlar bunu ‘podcaste sansür geliyor, devlet podcasti sansürleyecek’ diye yorumluyor ama bu sansür değil, sansür mekanizması böyle bir şey değil. Spesifik olarak podcast’e yönelik bir durum olsa bu denetimi Apple Podcast’e de yapmalı, Sticher’a da yapmalı, Castbox’a da yapmalı, YouTube Music’e de yapmalı. Bu bir platforma özgü bir hareket” derken Akgül de şunları söylüyor:

“Yayınlanan içeriğin bir şekilde süzgeçten geçmesi ihtimali podcastin özgürlükçü kimliğine olumsuz etkisi olabilir ancak Spotify Türkiye’de podcast dinlenme konusunda büyük bir paya sahip olsa da, popdcast’i sadece Spotify’la eş tutmak sorunlu. Hatta Sppotify’ın iyi bir podcast dinleme mecrası olduğunu söylemek de mümkün değil.
“Podcast Türkiye’de yeni yeni yükselmeye başlayan bir mecra, herkes kendi dinleyici kitlesini oluşturmaya çalışıyor ve podcast’ten gelir elde eden kimse de neredeyse yok. Bu sebepten podcast’in Türkiye’de büyük bir etki alanı olduğunu söylemek de yanlış olur. RTÜK’ün Spotify’a gel bizden lisans al demesini podcast’i denetlemeye çalışıyorlar gibi bir argüman üzerinden savunmak çok gerçekçi değil. Türkiye’de Spotify kapansa dahi podcast yayıncıları diğer mecraları kullanmaya devam eder.”

Türkiye’deki bağımsız medya kuruluşlarının ise RTÜK’ün girişimlerinde bir ‘sansür amacı’ olduğunu gözardı etmemekle birlikte hedefleri kanunların izin verdiği ölçüde bir şekilde yayınlarına devam edebilmek.

Yayınlarının tamamını internet üzerinden sürdüren ve podcast’in yanı sıra YouTube ve Periscope’u da aktif olarak kullanan Medyascope’un Genel Yayın Yönetmeni Yardımcısı Tamer Durak, “Yapabileceğimiz her şeyi yapacağız, yapamayacağımız bir şey var ise onu o gün düşünmek gerekecek” diyor.

“Habere yatırım yapılmayan medya ortamında haberle, bilgiyle, analizle podcasti buluşturma” hedefiyle yola çıkan Kısa Dalga Podcast’in Yayın Yönetmeni Kemal Göktaş da “İnternetteki haber siteleri ile sosyal medya başta olmak üzere podcastler ve video yayıncılığın da iktidarın hedefinde” olduğu yorumunda bulunarak Spotify’ın lisans çağrısını kabul etmesinin bu anlamda ne gibi sonuçları olacağını şimdiden kestirmek zor olsa da bunun denetlemenin kapısını açabileceğini söylüyor ve ekliyor:

“Bunun biçimlerini ve sonuçlarını yakın zamanda göreceğiz…”


X Raporu’nda da konu tartışıldı


X Raporu Podcastte Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici ve Gazeteci Tamer Durak‘ın konuyla görüşlerinin ilgili görüşlerini açıkladığı bölümü dinleyebilirsiniz: